Zaman zaman hepimizin ruh haliyle ilişkili olarak “Acaba iletişimde nerde yanlış yapıyorum?” , “Dediğim şeyler yanlış mı anlaşılıyor? “ ya da “ Ne dediysem başıma geliyor” dediği olmuştur. Eski bir Toltek Bilgeliği öğütler bütünü olan “ Dört Anlaşma”  kendimiz tarafından tutsak edildiğimiz yanlış düşünce sisteminden nasıl çıkıp özgürleşebileceğimizi ve mutluluğa giden kısa yolu öğretmeye çalışıyor.  Şimdi hiç vakit kaybetmeden hayatımıza yeni bir boyut getirebilecek bu dört anlaşmaya bir göz atalım.

Anlaşma 1: Kullandığınız Sözcükleri Özenle Seçin

Birinci anlaşma belki de uygulanmasının teoride kolay olduğu ama alışkanlık hale getirmek için en çok pratik isteyen anlaşma. Kullandığımız kelimeler, kurduğumuz cümleler zihin süzgecimizden geçmeye başladığı anda bizim kontrolümüz altındadır ve adeta biz onların büyücüleriyizdir. Dolayısıyla sözlerimiz, kelimelerimiz düşünme aşamasından başlayarak ağzımızdan çıkana kadar bir niyet niteliğini taşır. Çoğu zaman ise hayatımızda başımıza gelenleri biz bu kullandığımız kaygı dolu kelimeler yüzünden çağırırız. Bu yüzden düşüncelerimizi saflaştırmalı sadece anlatmak istediğimize sadece olmasını istediğimiz şeylere uygun seçmeli, sadeleşmeye arınmaya kullandığımız sözcüklerden başlamalıyız.

Daha İyi Bir Ruh Hali için Dört Anlaşma

Anlaşma 2:  Hiçbir Şeyi Kişisel Algılamayın

Bu anlaşma  ise belki en geç alışkanlık kazanabilinen anlaşma. Fakat zorluklar sizi yıldırmasın,bu anlaşmaların hayatınızı bir kere yoluna koymaya başladığını görünce artık çok daha iyi hissedeceksiniz.

Hayatımızda birçok insanla,bir çok farklı toplulukla iletişime geçiyor,etkileşime maruz kalıyoruz. Bunun sonucunda belki gün sonunda kırıcı,sevindirici,iyi hissettiren birçok kelime duyuyoruz, birçok olay deneyimliyoruz. İkinci anlaşmanın öğüdü ise çok basit: duydukların,sana söylenenler hiçbiri seninle alakalı değil. Alakalı değil derken tamamen bir inkar durumundan bahsedilmiyor tabii ki. Senin iraden dışında başına gelenler,söylenenler karşı tarafın dünyayı algılayışı yorumlayışı ve belki de “sözcükleri özenli seçmiyor” oluşundan kaynaklı. Çok basit bir örnekle birisi size “Sen aptalsın.” Derse bile bu bizimle alakalı değildir,olamaz da çünkü bu bizim olmadığımız bir dünyanın yorumudur. Bu anlaşmayı uygulamaya başlamanın en kolay yolu anlamak istediğimizi değil,karşı tarafın kendince anlatmaya çalıştığını dinlemek.

Anlaşma 3:  Varsayımda Bulunmayın

Bu anlaşma ise belki gündelik yaşamın bizi en çok sürüklediği eylemlerin çözümü niteliğinde. Bir nevi üçüncü anlaşmanın tersinir hali diyebiliriz. Varsayımda bulunma, çünkü gerçeği öğrenmeden harekete geçmenin kimseye bir faydası yok. Çünkü varsayımlar her alanda vakit kaybı olabilir. Varsayımda bulunmamak için yapılabilecek en güzel şey ise soru sormak. Sormak,anlamak ve öğrenmek, en azından çabalamak. Her şeyi açıklığa kavuşturmak zor olsa bile bu şekilde başlandığında kendin başkaları hakkında varsayımda bulunmadığında, insanların da bizim hakkımızda düşündüğümüz her şeyi bildiğini varsaymamamız gerektiği gerçeğini anlıyoruz. Daha akıcı bir iletişime sahip olmak da hakikati anlamak konusunda en yardımcı gereksinim. Üçüncü anlaşma ile aslında diğerlerini de pratik etme ve deneyimleme şansına sahip oluyoruz. Sözcükleri özenle seçişimiz varsayımların vesveseli ruh halinden çıkışımıza destek oluyor adeta.

Daha İyi Bir Ruh Hali için Dört Anlaşma

Anlaşma 4: Daima Yapabildiğinizin en iyisini yapın

Son anlaşma ise belki birçoğumuzun safsata diye adlandıracağı her kişisel gelişim içeriğinin içerisinde gördüğümüz bir cümle. Fakat kelimeler bu sefer burada başka bir şeye dikkat çekmek istiyor. Her şeyin en iyisini yapabilme çabası farklı yorumlandığında yorucu bir şey olmaktan çıkıp rahatlatıcı hale bile gelebilir. Her zaman en iyisini yapmaya çalışalım, tamam. Ama her zamanın koşulları kendisine özeldir. Zaman zaman enerji, sağlık gibi parametreler en iyi olduğu halinde değildir ki. Dolayısıyla daimi bir referans noktamız olmadığı için durumları kendi koşullarına göre değerlendirmek, aslında yapabileceğimizin en iyisini yapmanın ta kendisi. Ayrıca her zaman her şeyi en iyi şekilde yapmak mükemmeliyeti ve kusursuzluğu getiremez, asıl mükemmeliyet hayatımızın her alanında elimizden geleni yapmak ve bunu bütünüyle kendimizi yargılamadan suçlamadan uygulamaya koyabilmektedir.

Dört anlaşma benim gerçekten de karanlık ,çıkış yolunu bambaşka şekilde kendimi suçlarken aradığım bir zaman diliminde karşıma çıktı. Bu ruhsal gelişim ve iyileşme kitabıyla beraber kusursuz hale getiremesem de yapabileceğimin en iyisini yaparak kendime bir hediye niteliğinde bu anlaşmaları uygulamaya başladım. İlk başlarda zorlanırken kendinize de odaklanmanızın önemini öğreten, neredeyse baştan düşünmeyi öğrendiğiniz bu yolculukta ben çok şey öğrendim.

Dilerim siz de bu yazıdan sonra faydalarını hisseder ve kitabın kendisinden de öğütlerin devamını alırsınız. Eğer faydalarını görürseniz bizimle paylaşmayı unutmayın…

Keşfet: Empati Nedir? Nasıl Kurulur?

Keşfet: Koşullar ne olursa olsun ruh halinizi pozitif tutmanın 9 yolu

Author

Yorum Yap