Herkese merhabaa!! Ne de hızlı bitirdik ocak ayını değil mi? Ama baktığımızda geçen her günü tek tek anımsamaya çalışmıyoruz, genel bir bütüne odaklanmaktan kendimizi alamıyoruz. Peki neden? Bu soruyu bizler merak ettik ve araştırdık, şimdi ise bütün detayları ile masaya yatırmanın tam zamanı. Gestalt kuramı nedir? ilkeleri ve çok daha fazlası… Önce tek tek tüm detayları inceleyip sonra gelin bütüne birlikte göz atalım. Kemerleri bağlayın, zihnimizdeki kör noktaları keşfetme zamanı.

Keşfet: Feynman Tekniği Nedir? Nasıl Daha Kolay Öğreniriz?

Gestalt Kuramı Nedir?

Gestalt kuramı ya da bir diğer deyiş ile Gestaltizm 20. Yüzyılın ilk yarısında Almanya’da ortaya çıkan “algı” ve “algısal örgütlenme” konuları üzerine yoğunlaşıp farklı açılardan ele alan bir psikoloji akımı olarak bilinmektedir. Yaşamış olduğumuz dünyada bize yön veren algılarımızın hangi kanunlara dayandığını anlamaya ve anlatmaya çalışır. Gestaltizm Almanca’da şekil ve form anlamlarına gelmektedir, buna ek olarak Türkçe net bir çevirisi bulunmamaktadır. Fakat baktığımızda davranışsal süreci ele alan bu akım bütünselliğin baskınlığı üzerine bazı açıklamalar yapmaktadır.

Gestaltizme göre bütün; onu oluşturan parçaların toplamı ya da onlardan daha fazlası değildir çünkü bütün bir toplama işlemi değildir. Aslında bütün onu oluşturan ve bileşimindeki parçalardan daha farklı olandır. Bu kurama göre bütün, parçaların toplamından farklı bir anlam ifade eder ve birey, bütünü parçalarına ayrıştırarak değil, bütünlük içinde algılar. Ve “Bir davranışı parçalarına bölmek, onun bütünlüğünü bozmaktadır.” 

Aynı zamanda anlam ve niteliğini değiştirmektedir. Örneğin, bir nehirde su zerrecikleri her an değişmektedir. Ancak nehir varlığını sürdürmektedir. Bir toplum içerisinde insanlar doğup, büyür ve ölürler. Ama toplum süre gider. “Kalem” sözcüğünü “k-a-l-e-m” harflerine böldüğümüz zaman anlamı kalmaz. Müzikler tek bir notadan oluşmaz, tek tek okunduğunda bir anlam ifade etmezken bir araya geldiğinde kişiye haz verir. Doğadaki nesneler ve olaylar da en küçük parçaları değil, büyük parçaları ve bütünü incelendiğinde daha iyi anlaşılabilmektedir.

ALGI

BİLGİ GÜÇTÜR
İhtiyacınız olan bilgiye ulaşın!
* gerekli alanlar

Gestaltizm dediğimizde aslında başlıca yapı taşının algı, örgütsel psikoloji ve algısal örgütlenme gibi temel kavramlara dayandığından bahsetmiştik. Fakat algı nedir? Genel olarak baktığımızda sürece etkisini nasıl gözlemlemekteyiz gelin biraz da bunları inceleyelim.

Algı nedir?

Algı; dikkatin yöneltildiği herhangi bir şey hakkında duyu organları aracılığıyla edinilen bilgilerdir. Dikkat edilen şeyin bilince varması durumu da algılamaktır.

Gestalt Kuramına göre algı;

  • Çevreyi algılama biçimi, uyaranları anlamlandırmada en önemli faktördür.
  • Algı bir tür örgütlemedir.
  • Duyu organlarına gelen uyarıcılar, gruplanır, yorumlanır ve örgütlenir.

Tüm bunlar ışında aslında gözlediğimiz gibi gestaltizm akımcıları duyguların var oluşumuzdan itibaren bizlere yön vererek oluşturduğu algıları bir örgütleme, bütüncül hale getirme aracı olarak tanımladığını söylemek pek yanlış olmaz.

Son olarak şimdi zihnimizin bizlere bazı durumlardaki minik algı durumlarına biraz göz atalım;

TARİHÇE

Gestalt kuramının ortaya çıkması ve geliştirilmesinde başlıca temeller 1912 yılında Max Wertheimer’ in yazmış olduğu makale ile atılmış olup ardından sürecin devamı ve kuramların geliştirilmesinde Kurt Koffka, Wolfgang Köhler ve Kurt Lewin başlıca isimler arasında yer almışlardır. Baktığımızda bazı kaynaklarda bu kuramın çalışmalarının temellerinin davranışcı bakış açısına bir tepki olarak doğduğu belirtilmekle birlikte günümüzde birbirlerinin tam tersi etki mekanizmalarının olduğunu söylemek mümkün.  

  GESTALT  DAVRANIŞÇI
  Bütüncü  Atomcu
  Öznel  Nesnel
  Doğuştancı  Çevreci
  Bilişsel  Davranışçı

Gestalt Kuramı İlkeleri:

Gestalt Kuramı İlkeleri:
  1. Yakınlık İlkesi:  Bu ilkeye göre insanlar çeşitli nesneleri algılarken birbirine yakın olanları grup oluşturarak algılarlar.  Örnek olarak müzikteki ritim algılaması, zaman içerisinde birbirine yakınlıklarda bulunan vuruşlara dayanır. Yakınlık ilkesi, nesnelerin birbirine olan yakınlığını algılama eğiliminde olmayı belirtir. Birbirlerine zaman ve mekan bakımından yakın olan öğeler birbirlerine ait ise hatırlanmaktadırlar.
  • Görmüş olduğunuz resimde hangi iki kişi konuyor olabilir? Cevap sağ taraftaki karakterler ise tebrikler, az önce birlikte yakınlık ilkesini deneyimledik 😊
  • Benzerlik İlkesi: Bu ilkeye göre çeşitli duyusal özellikler sebebi ile aynı olan cisimleri gruplaştırmayı ifade eder.  Bu benzerlik; şekil, renk, gölgelendirme ve cinsiyet vb. gibi farklı özellikler ile kategorize edilebilir.
  • Tamamlama (Kapatma) İlkesi:  Bu yasaya göre kişinin görmekte olduğu nesnede eksikliklerin olması kişinin onu bir bütün olarak görmesine engel değil. Çeşitli boşluklar olsa bile renk, cisim ya da boyut gibi çeşitli özellikler bakımından tamamlanmış bir şekilde görebilir. Araştırmalar gösteriyor ki aklın bir şekli tamamlamasının nedeni şekli duyu aracılığıyla tamamlanmış şekilde algılaması değil, uyaranların etrafındaki düzeni arttırmak içindir. Zeigarnik Etkisine göre tamamlanmamış bir etkinlik, oluşturduğu gerilimden ötürü daha çok akılda kalmaktadır.
  • Simetri İlkesi:  Bu ilkeye göre akıl nesneleri simetrik olarak ve bir merkez noktası etrafında şekillendirerek algılar. Nesneleri eşit sayıda simetrik olarak bölmek algısal olarak memnuniyet vericidir. Birbirini tamamlayan ve simetriği olan nesneler bir bütün olarak verilmese bile biz onları bir bütün olarak algılayabiliriz.
  • Ortak Kader İlkesi: Bu ilkeye göre nesneler düzgün bir yörünge şeklinde ilerleyen sıralar olarak algılanır. Araştırmacılar görsel duyu şekilleri (modeliteleri) kullanarak insanların yörünge üzerindeki hareketli unsurlardan oluşan objeyi algılamasını bulmuşlar. Bu ilke aynı hareket eğilimi ve sonuçta aynı yörünge üzerinde olan bir araya gruplanmış nesneleri ifade eder.
  • Devamlılık İlkesi: Devamlılık İlkesi, nesnelerin parçalarının bir grup oluşturuyormuş gibi algılanma eğiliminde olduğunu, ve bu sebeple bir nesnenin parçalarının, yan yana konumlandırıldıkları durumda algısal bütünlük yarattıklarını belirtir. İki nesnenin kesişmeleri durumunda, bireyler bu iki nesneyi iki ayrı bölünmemiş nesne şeklinde algılarlar. Uyarıcılar, kesişime rağmen ayrı görünmeyi sürdürürler. Keskin ve net yön değişimleri olan nesneleri grup olarak görüp tek bir nesne olarak algılamaya daha az eğilimliyizdir.
  • İyi Gestalt İlkesi (Prägnanz İlkesi): Eğer bir nesnenin parçaları düzenli, yalın ve sıralı bir örüntü oluşturuyorlarsa grup oluşturuyorlarmış gibi algılanırlar. Bu yasadan çıkarılabilecek şey şudur: Bireyler dünyayı algılarken karmaşık ve yabancı olanı ortadan kaldırırlar ki gerçekliği en yalın haliye gözlemleyebilsinler. Konu dışı uyarıcıları dikkate almamak aklın çevresini anlamlandırmasına yardımcı olur. Algılama sırasında yaratılan bu anlam, zihnin konumsal ilişkilerden üstün tuttuğu evrensel düzen unsurlarının yardımıyladır. İyi Gestalt İlkesi, tüm gestalt teorisinin temeli olan netlik fikrine odaklanır. Bu yasa aynı zamanda Prägnanz İlkesi olarak da adlandırılır. Prägnanz, direkt olarak “özlülük” anlamına gelen Almanca bir kelimedir ve belirginlik, netlik ve düzenlilik anlamlarını taşır.
  • Geçmiş Deneyim İlkesi: Geçmiş Deneyim İlkesi’ne göre bazı koşullarda görsel uyarıcılar geçmiş deneyimlere göre kategorize edilir. Eğer iki nesne mekansal yakınlık içinde veya küçük zaman aralıklarında birlikte gözlemlenmişlerse bu nesnelerin birlikte algılanma ihtimali yüksektir.

Aslında yazıyı okudukça sizlerin de geçmiş deneyimlerinizi sık sık hatırlayıp gestalt kuramı ile ne kadar sık karşılaştığımızı fark ettiğinizi sanıyorum. Bu ve bunun gibi akla gelen birçok örneği yorumlarda bizler ile paylaşmayı unutmayın. Diğer yazılarda buluşmak dileği ile, sağlıcakla kalın 🙂

Author

Yorum Yap