Feminizmin ana fikrinde kadın ve erkek arasındaki eşitlik mi var? Feminizm, toplumsal olarak bilinen şekliyle erkek düşmanlığını ifade etmek için mi kullanılıyor? Feminizm, sadece kadınlar için mi yoksa herkes için mi? Hadi hep beraber inceleyelim. Feminizm nedir ve nasıl bir tarihsel süreç geçirmiştir?


Feminizm Nedir?

  • Feminizm, kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olması gerektiğini savunan bir ideolojidir. Bu, cinsiyetlerin politik, ekonomik ve sosyal açıdan eşit olması anlamına gelmektedir.
  • 19. yüzyılın ortalarından itibaren kadınların eşit statü, eşit haklar ve özgürlükler için verdikleri mücadeleler feminizm kavramını ortaya çıkarmıştır.
  • Feminizm, temelde cinsiyet ayrımcılığına karşı tavır alan, kamu ve özel alanlarda kadınların maruz kaldığı baskıların ortadan kaldırılmasının gerekliliğini savunan ve ataerkil bir düzenin önüne geçerek kadınların yasal haklarına ulaşması için mücadele eden bir yaklaşımdır.
Feminizm Nedir?

Feminizmin Tarihsel Süreçleri ve Geçirdiği Evreler

Feminizmin tarihsel süreci, 19. yüzyıldan 21. yüzyıla kadarki dönemi kapsamakta ve üç dalgaya ayrılmaktadır. Bu feminist dalgalarda kadınlar, evrensel ve bireysel olarak yasal haklarını elde etmek için mücadele etmişlerdir. Bu mücadeleler içerisinde kadınlar, eylemsel ve fikri yapılarını çeşitli ideolojilerden, farklı algı ve anlayışlardan ve kuramlardan faydalanarak şekillendirmişlerdir.


Birinci Feminist Dalga

  • Birinci feminist dalga, Wollstonecraft’ın “Kadın Haklarının Savunusu” adlı eserindeki yazmış olduğu talepler üzerine inşa edilmiştir. Genel çerçevede bu talepler, kadınların oy kullanması, eğitimde fırsat eşitliği ve kadınların mülkiyet haklarını içermektedir.
  • Birinci dalga feminizmin genel özelliği kadınlar ile erkekler arasındaki eşitliği sağlamaya yöneliktir. Kadınlar ile erkekler arasındaki eşitliği sağlamanın yolu kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olmalarını sağlamaktır. Bu yüzden de birinci dalga feminizmi “liberal feminizm” olarak da bilinir. 
  • Birinci dalga feminizmin etkisiyle birçok ülkede kadınlara ve erkeklere eşit haklar verilmeye başlanmıştır ve özellikle de siyasal haklar verilmiştir. İlk olarak 1893’te Yeni Zelanda ile başlamıştır bu durum. Fakat kadının ve erkeğin aynı siyasal hakka sahip olduğunda bile kadın ve erkek arasındaki eşitsizliğin çözüme kavuşmadığı görülmüştür. Bunun nedeni de kadın ve erkekler her ne kadar eşit siyasal haklara sahip olsalar da her türlü seçimde her zaman seçilen çoğunluk erkek olmuştur.

İkinci Feminist Dalga

  • Bu dönemde feministler hem ideoloji ve bilim hem de kültür, özel yaşam ve siyasal alanlarda mücadelelerine devam etmiştirler. Bu mücadeleler sürecinde birçok örgütlenmeler, yayınlar ve eylemler gerçekleştirmişlerdir. Mücadelelerin en temel hedefi ise, ataerkil yapıların her alanda ortadan kaldırılması idi.
  • İkinci dalga feminizmi, kadınlar ve erkekler arasındaki gerçek eşitliğin sağlanabilmesinin yolunun ancak kadın ve erkek arasındaki ekonomik eşitliğin sağlanması ile mümkün olabileceğini iddia etmiştir. İkinci dalga feminizmi bu sebeplerden ötürü “Marksist feminizm” ya da “sosyalist feminizm” olarak da bilinir.
  • Bu dönemde feminist hareketin içinde farklı ideolojilerden ve farklı algılara sahip kadınların yer alması kendi içinde tartışmaları da beraberinde getirmiştir.
Feminizm Nedir?

Üçüncü Feminist Dalga

  • Üçüncü dalga feminizmi 1990’ların başlarında ikinci dalga feminizmin pratiklerine ve algılardaki yanlışlıklara karşı bir tepki olarak doğmuştur. Bu tepkinin nedeni ise genellikle feminizmi sadece üst ve orta sınıf beyaz kadınlara indirgeyen bakış açısı idi.
  • Üçüncü dalga feminizmi, ikinci dalga feminizmin aksine kadınların düşüncelerinde yer alan tek tip evrensel bir kadınlık algısını reddederek, kadın sorunlarının sadece beyaz kadınlarının sorunları olmadığını, kadınların evrensel düzlemde bireysel olarak eşit olması gerektiğini vurgulamaktadır.
  • Üçüncü dalga feministleri daha çok kadına şiddet, cinsellik, kadının güçlendirilmesi gibi konularla ilgilenmiştir.
  • Üçüncü dalga feminizmde kadınlar arası eşitsizlik gündeme gelince feminist hareket zayıflamaya başlamıştır. O yüzden de bu dalga “radikal feminizm” olarak da bilinir. Zayıflayınca özellikle mikro hareketlerle bir araya gelme çabasına girişilmiştir. Bu da bazı bazı yazarlara göre, feminist hareketi genel ahlaki temeller açısından zayıflatan bir olumsuz durum oluşturmuştur. Bunu da şöyle açıklamaktadırlar:

Feminizmin, güç toplamak için marjinal birtakım hareketlere başvurduğunu söylerler. Gay ve lezbiyen kavramları gibi. Bu yazarlara göre, marjinal hareketler yüzünden feminizm, kamusal alandaki kabul edilebilirliğini önceki dalgalara göre kaybetmiştir.


Emma Watson’ın Birleşmiş Milletler de toplumsal cinsiyet ile ilgili yaptığı konuşma. İzlemenizi tavsiye ederiz.

Sizin için başka bir videomuzda var. Bu videoda da toplumsal cinsiyet eşitliği hakkında bilgiler yer almaktadır.

Bana vahşi ve tehlikeli bir kadın olduğumu söylediler. Ben gerçekleri söylüyorum. Gerçekler de vahşi ve tehlikeli.

Nawal El Saadawi

Umarım yazmış olduğum yazıyı beğenmişsinizdir. Sizlerin de bu konudaki fikirlerinizi merak ediyoruz. Fikirlerinizi dilediğiniz gibi bizlerle paylaşabilirsiniz. Bir sonraki yazımızda buluşana kadar Unikesfet.com takipte kalmayı unutmayın. Sağlıkla ve esenlikle kalın. 

Keşfet: Feminizm Tarihine Kısa Bir Bakış

İlginizi çekebilir: Daha İyi Bir Ruh Hali için Dört Anlaşma

Author

Sertaç Aytemur/İnönü Üniversitesi Sorularınız için @srtaytm Instagram adresinden bana ulaşabilirsiniz.

Yorum Yap