Online dizi ve film yayımlayan platformlar arasında artık Netflix’in en büyük rakibi Amazon Prime. Aslında Amazon Prime 2006 yılından beri var olan bir hizmet ama Türkiye’de 2020 yılının sonlarına doğru kullanıma açıldı ve günden güne popülerleşiyor. Bu popülerliği kesinlikle hak ettiğini düşünüyorum çünkü içerikleri epey kaliteli. Ayrıca 7,90 TL ücretiyle rakiplerine göre çok daha makul bir fiyatı var.

Amazon Prime aboneliği satın almayı düşünenlerin aklındaki soru ”Ne izlesem?” olabilir. Bu yazımızda sizler için Prime Video dizi önerilerimi derledim. Bahsettiğim bütün içerikler benim listemin favorileri, umarım keyifle okur ve izlersiniz.

Keşfet: Tatilde İzleyebileceğiniz Netflix Dizi Önerileri

The Man In The High Castle

The man in the high castle

The Man In The High Castle, Philip K. Dick’in 1962 yılında yayımladığı romanından aynı isimle uyarlanan oldukça ilginç bir bilim kurgu dizisi. Bilim kurgu deyince aklınıza fantastik ögeler, geleceğin dünyası gelmesin çünkü buradaki konsept biraz daha sıradışı. The Man In The High Castle, 2. Dünya Savaşı’nı Japonlar ve Almanlar kazanmış olsaydı ne olurdu, sorusunu senaryoya döken ve tarihin tepetaklak edildiği bir dizi.

Tarihe açılan bambaşka bir pencere olduğu için dizide Adolf Hitler’i de göreceğiz. Tabi hayatı, ölümü ve dizideki rolü de bildiğimiz gerçeklikten farklı şekilde işlendiği için bu durum izleyicide merak uyandıran güzel bir ayrıntı olmuş.

Bu tarz dönem dizilerinin ortamıyla, kıyafetleriyle ve hatta diliyle izleyiciye o zamanı yansıtması benim için önemli kriterlerin başında geliyor. The Man In The High Castle’ın da dönemin gotik ve karanlık havasını mükemmel işleyerek benden tam puan aldığını söyleyebilirim.

Eğer benim gibi tarihe meraklıysanız Amazon Prime’da The Man In The High Castle’ı listenizin başına çekmenizi tavsiye ederim, eminim sıkılmadan izleyeceksiniz.

The Office

The Office

The Office; seveni kadar sevmeyeninin de çok olduğu, yer yer ofansif mizahın dibine vuran ve başkası adına utanmak deyimini çok sık yaşayacağınız eğlenceli bir durum komedisi. Dunder Mifflin adlı kağıt şirketinin Scranton şubesinde yaşanan absürt komik olayların anlatıldığı bir dizi.

Oyunculuklardan tutun karakterlerin mimiklerine kadar her şey mükemmel işlenmiş. Özellikle Dwight Schrute karakteri bence dizi tarihinin en özgün tiplemelerinden birisi, tabii canlandıran aktör Rainn Wilson da rolünün hakkını vermiş. Belgesel çekimi ve arada karakterlerlerin röportaj tarzı yaptığı konuşmalar da diziye eğlenceli bir hava katmış.

Dizinin mizah anlayışının herkese hitap etmediği kesin ama 1. sezonu bitirmeden bırakmayın derim zira karakterlere ve dizinin tarzına alıştıkça her bölümden daha çok keyif alacaksınız.

Fleabag

Fleabag

Fleabag, hem başrolünü oynayan hem de hikayenin yaratıcısı olan Phoebe Waller-Bridge’in tek kişilik tiyatro oyunundan uyarlanmış Emmy ödüllü bir dizi. Dizi Londra’da yaşayan, küçük kafesini işleten, hayatı dalgaya alan bir kadının hikayesi gibi görünse de bundan çok daha fazlası. Verdiği kayıplarla nasıl başa çıkacağını bilemeyen, ailesinin hayatında ve hatta kendi hayatında bile bir ‘’pire torbası (fleabag)’’ gibi olan bir kadının hikayesi.

Böyle dedim diye mendillerinizi alıp ekran karşısına geçmeyin çünkü aynı zamanda gülmekten karnınıza ağrılar sokacak kadar harika bir mizah işlenmiş. Dizideki en hoş ayrıntılardan biri karakterimizin dördüncü duvarı yıkarak izleyicilerle konuşması olmuş. Ancak bu konuşma öyle doğal ve gerçekçi yapılmış ki izlerken en yakın arkadaşınızla sohbet ediyormuş hissine kapılabilirsiniz. House of Cards dizisi dışında ilk defa böyle bir duruma denk geldim ve bence bu dokunuş Phoebe Waller’ın oyunculuğuyla diziyi taçlandırmış.

İzlerken gözlerinizden yaşlar gelecek ancak bunun gülmekten mi yoksa dizideki kalp kırıklığından mı olduğunu anlamayacaksınız. Yeni dönem yoğunluğu başlamadan bir dizi bitireyim diyorsanız tercihinizi Fleabag’ten yana kullanın derim çünkü daha önce keşfetmediğinize üzüleceksiniz.

The Boys

The Boys

İnsanlığın iyiliğiyle kafayı bozmuş, fazla ahlaklı süper kahmanlardan sıkıldıysanız The Boys size göre çünkü bu dizide tam olarak ‘süper kahraman’ konseptiyle dalga geçiliyor. Amazon’un en başarılı dizilerinden birisi olmasının yanı sıra bana göre en iyi süper kahraman yapımı çünkü fantastik bir tema olmasına rağmen daha gerçekçi, insani duygular katılarak yazılan bir senaryo karşımıza çıkıyor.

The Boys, süper güçlere sahip kişilerin bir şirket için çalıştığı ve markalaştırıldığı bir dünyada geçmekte. Halk bu insanları kurtarıcıları olarak görse de kahramanlarımız kendi dünyalarında oldukça egoist ve umarsamaz bir kişiliğe sahip. Hikayemizde iki taraf var; Halkın gözdesi süper kahramanlardan oluşan ‘The Seven’ ve bu ekibin iç yüzünü bilen ‘The Boys’. Dizi sıradan bir vatandaş olan Hughie Campbell’ın The Seven yüzünden ağır bir kayıp yaşamasıyla başlar ve şöhretin getirdiği güçle kahramanların dünyaya yarardan çok zarar verdiğini görür.

  1. sezon çekimleri şubat ayı içinde başlayan The Boys, muazzam görsel efektleri, müzikleri ve sıradışı hikayesiyle favori dizilerim arasında yerini aldı. Ayrıca benim gibi sıkı bir çizgi roman hayranıysanız The Boys’un uyarlandığı çizgi roman serisini incelemenizi tavsiye ederim, ben en az dizisi kadar keyif aldım.

Undone

Undone

Undone, Amazon Prime’ın ilk rotoskop tekniği kullanılan serisi olmakla birlikte animasyon tarzdan pek haz etmeyen beni bile her ayrıntısıyla hayran bıraktı. Öyle ki 8 bölümünü bir çırpıda bitirip 2. Sezon için gün saymaya başladım diyebilirim.

Undone; her gün aynı yatakta uyanan, aynı kahvaltıyı yapan, aynı yoldan işe giden ve hayatından bıkmış bir kadının hikayesini anlatır. Ancak geçirdiği ölümcül trafik kazası sonucu karakterimizin hayatı sıradışılığın bile ötesine geçerek ilginç bir hal alır. Kaza sonrası başrolümüz Alma zamanla ilgili yepyeni bir ilişki keşfeder ve bu yeteneğini babasının ölümündeki gizemi ortaya çıkarmak için kullanır.Hatta bu yolculuğa babası da eşlik eder.

Babası baş karakterimizi zamanın oyununa öyle ikna ediyor ki; Alma’nın şizofrenik hayallar mi gördüğüne yoksa gerçekten daha fazlasının mı var olduğuna karar veremedim. Ayrıca dizinin müziklerini yapan Amie Doherty’nin yeteneğine de hayran kaldım. Aşağıdaki spotify linkinden dizinin bütün müziklerini incelemenizi tavsiye ederim.

The Marvelous Mrs. Maisel

Benim için dönem dizileri deyince akan sular durur. The Marvelous Mrs. Maisel da dönemin havasını,özellikle başrolümüz Miriam’ın kıyafetleriyle, hiç sırıtmadan ekrana yansıtmış.

New York’un lüks bir semtinde eşi ve iki çocuğuyla birlikte yaşayan Miriam istediği her şeye sahipken mükemmel hayatı kocasının aldatmasıyla alt üst olur. Ancak bu durum komedi konusundaki yeteneğini keşfetmesini sağlar ve hem kendisinin hem de çevresindekilerin hayatı hızlı bir şekilde değişir. Dizi 1950’lerde geçtiği için Miriam’ın boşanması bile garip karşılanırken komedi işine girmesinden kimse hoşlanmaz. Tabi hayatı boyunca ev hanımı olan karakterimiz için de işler hiç kolay olmaz.

Dizi genel olarak stand up kültürünü ve bu işin çetrefilli yanlarını harika yansıtmış. Her karakteri ayrı ayrı sevmekle birlikte Miriam enerjisiyle, cesaretiyle ve babasıyla girdiği diyaloglarıyla çok başarılı yazılmış. Ayrıca diziyi telefonumda shazam uygulamasını hazırda bekleterek izlediğimi de belirtmeden geçemeyeceğim çünkü tam dönemi yansıtan ve dizinin temposuyla harika uyum sağlayan müzik seçimleri yapılmış.

Homeland  

Herkesin hafızamı kaybetsem de tekrar izlesem dediği bir dizisi vardır. İşte Homeland benim için tam olarak o dizi. Hem izlediğim ilk dizilerden birisi olduğu hem de oldukça başarılı bir senaryosu olduğu için bende özel bir yeri var. 2011 yılında başlayan ve geçtiğimiz yıl 8. sezonuyla final yapan Homeland artık Amazon Prime’a geldiği için daha ulaşılır. 8 sezon olması gözünüzü korkutmasın çünkü dizideki entrikalar ve merak unsuru öyle bir içine çekiyor ki ben izlerken hiç sıkılmadım.  

Homeland aslında tam bir CIA draması. Scott Brody isimli bir deniz çavuşu Irak’ta kaybolur ve kendisinden hiçbir haber alınamaz. Cesedine veya öldüğüne dair bir ipucuna rastlanmasa da ailesi dahil hiç kimsenin ümidi kalmamıştır. Hatta herkes çoktan hayatına devam etmiştir bile. Ancak 8 yıl sonra yapılan operasyonda Brody bir hücrede bulunur ve ülkesine herkesin gözünde bir kahraman olarak döner. Aslında neredeyse herkesin gözünde desek daha doğru olur çünkü CIA ajanı Carrie Anderson, Brody’nin saf değiştirdiğine ve El-Kaide örgütü için ajanlık yapmaya başladığına emindir.  

Dizinin ana hikayesi bile oldukça ilgi çekiciyken daha arka planda olan ayrıntılar da izleyiciyi ekrana kitliyor. CIA ajanımız Carrie’nin bipolar bozukluğuyla mücadelesi ve Brody’nin Irak’ta yaşadıklarından sonra geçirdiği ruhsal değişimler arka plan ayrıntılarının sadece küçük bir parçası.  

Bunların dışında genel olarak kadroyu ve oyunculukları çok beğendim. Zaten Claire Danes (Carrie Anderson) aldığı ödüllerle başarısını tescillemiş. Ayrıca dizinin hızlı ilerleyen ve kolay izlenen bir yapım olmadığını belirtmek isterim, yani izlerken biraz sabırlı olmak gerekebilir. Ancak bitirdikten sonra iyi ki izlemişim diyeceğiniz dizilerden biri olacağına eminim.  

Modern Love 

Uzun dizilerden çok mini dizilere yönelenlerdenseniz Amazon’un orijinal yapımı olan Modern Love size göre çünkü tam çerezlik bir dizi olmuş. Dizimiz, The New York Times tarafından haftalık yayımlanan Modern Love isimli köşeden oluşturulmuş. Yani izleyeceğiniz her hikaye gerçekten yaşanmış.  

Toplamda 8 bölüm var ve her bölümde farklı olayların yaşandığı dizi, temelde aşkın karmaşık doğasını işliyor ve bir yandan da romantizmin her zaman romantik olmadığının altını çiziyor. Ayrıca diziyi izleyince insan denen varlığın ne kadar karmaşık bir doğası olduğunu da bir kez daha anlıyorsunuz.  

Dizinin çok iyi bölümleri de var kötü bölümleri de ama genel olarak izlerken keyif aldığım bir yapım oldu. Modern Love için akşamınızı güzelleştirecek ve yorgunluk attıracak, eğlenceli bir mini dizi diyebilirim. 

#mc_embed_signup{background:#FDF5E6; color:#000000; clear:left; font:15 px Helvetica,Times New Roman,sans-serif; } /* Add your own Mailchimp form style overrides in your site stylesheet or in this style block. We recommend moving this block and the preceding CSS link to the HEAD of your HTML file. */
E-Mail Listemize Kayıt Olmak İster Misin?
* gerekli alanlar
Size uygun olan seçeneği işaretler misiniz?
<input type=”submit” value=”Kayıt Ol” name=”subscribe” id=”mc-embedded-subscribe” class=”button” style=”color:#fff;background:#64DD17″
(function($) {window.fnames = new Array(); window.ftypes = new Array();fnames[0]=’EMAIL’;ftypes[0]=’email’;fnames[1]=’FNAME’;ftypes[1]=’text’;}(jQuery));var $mcj = jQuery.noConflict(true);

Yorum Yap