Ciao a tutti 😊😊 Herkesee taze bir mart ayının güzel sabahından sesleniyorum!! Bu ay bize tazelik, yenilik ve heyecanını beraberinde getirmeyi ihmal etmesin. Yeni projeler yeni başlangıçlar ve nicesi bizimle olsun😊 Bugün sizlerle birlikte İtalya’nın en derin vadilerinden bir esintiye kapılıp gideceğiz. 80-20 Kuralı.

Hepimiz gündelik yaşantıda ya da emek verdiğimiz birçok konuda emeğimizin karşılığını alamadığımızı düşündüğümüz zamanlar ya da bunun sonucu bu olmamalıydı dediğimiz anlara ne yazık ki tanıklık ediyoruz. Bu durumun aslında bir kuram olabileceğini hiç düşündünüz mü? Belki de tüm gün çalıştıklarımızın %80’inden yalnızca %20’sini aklımızda tutabiliyoruz. Araştırdık, soruşturduk ve sonuç yine bir kuram 😊 80-20 Kuralı nedir ya da ne değildir? Keyifli okumalar…

Keşfet: 10-20-30 Kuralı ile Harika Bir Sunum Yaratın.

Pareto İlkesi Nedir?

80-20 Kuralı Nedir

Beş minik kardeş parmak varmış. Bir kuş görmüşler. Baş parmak bu kuşu tutmuş, temizlemiş, pişirmiş ve yemiş. Diğerleri de hani bize hani bize demişler… Baş parmak da demiş ki: “eee dünyanın düzeni böyle, sonuçların %80’ini, eylemlerin %20’si oluşturur”.’

Pareto Kuralını, 80-20 Kuralı olarak da bilinmekle birlikte, sebepler ve sonuçlar aralarındaki ilişkiyi inceleyen bir kural olarak açıklamak mümkün. Dayanmış olduğu hipotez şu şekilde: “ Olayların öyle bir %20’si vardır ki sonucun %80’ini etkiler ve öyle bir %80’i vardır ki yalnızca sonucun %20’sini etkiler. Peki bu ne anlama geliyor? Baktığımızda bir olayda, elde ettiğimiz sonuçların %80’i süreç boyunca gerçekleştirmiş olduğumuz eylemlerin %20’sini kapsamaktadır. Yani buradan şunu çıkarmak mümkün; elimizdeki proje ya da işin en kritik ve önemli %20’lik noktasını maksimum verim ile gerçekleştirirsek projemizin %80’lik kısmı başarılı bir şekilde tamamlanmış olacaktır. Elbette ki bunun tam tezat örneği de mümkün.

Nasıl ortaya çıkmıştır?

80-20 Kuralı Nasıl Ortaya Çıkmıştır

Pareto Kuralı (80-20 Kuralı) 19 yy.’da İtalyan matematikçi ve ekonomist Vilfred Pareto tarafından ortaya atılmıştır. Hipotezin ilk ortaya atılma noktası nüfus ve zenginlik arasındaki dağılım ilişkisidir. Pareto, ilk gözlemlerinde İtalya’daki %80 zenginliğin nüfusun yalnızca %20’sine ait olduğunu saptamış olup bu şekilde dengesiz ve adaletsiz bir dağılımın diğer ülkelerde olup olmadığını araştırmaya başlamıştır ve karşılaşmış olduğu sonuçlar neticesinde bu ilginç oransal dağılımın tüm ülkelerde var olduğunu tespit etmiştir. Fakat altta yatan sebep ve dayanmış olduğu temellerin yetersiz kalması sebebi ile rafa kaldırılmıştır.

Daha sonraki zamanlarda George K. Zipf ve Joseph Moses Juran tarafından bu kuram önem kazanmıştır. Ve bu kuramda “önemli azınlık(%20)” ile “önemsiz çoğunluk(%80)” gibi iki farklı terim ortaya çıkmıştır. Gerekli araştırmalar ve dayanakların ardından 80-20 Kuralı, Pareto Prensibi, Asgari Çaba İlkesi veya Dengesizlik İlkesi gibi adlarla, tüm dünya literatürüne kayıt edilmiştir.

Hangi Alanlarda Kullanılmaktadır?

Pareto İlkesi Hangi Alanlarda Kullanılmaktadır

Baktığımızda Pareto bu kuramı ilk etapta çeşitli ülkelerin piyasaları üzerinde gözlemlemekle işe başladı fakat gerekli çalışmaları bahçesinde yetiştirdiği sebzeler üzerinde bile gerçekleştirmeye devam etti. İşin özü günün sonunda süreç ve sonucun eşit olmayan dağılım ve verimine çıktığı için bugün her alanda  bu kuralı gözlemek oldukça mümkün. Fakat buna daha net örnekler verdiğimizde; zaman tasarrufu, ekonomik verilerin istatiksel tahminleme süreçleri, işletme ve yönetim gibi çok farklı kulvarlarda kullanıldığını hep birlikte gözlemlemekteyiz.

  • Zamanımızın %80’inde, gardırobumuzdaki kıyafetlerin sadece %20’sini giyeriz.
  • Giydiğimiz kıyafetlerin %80’i sahip olduklarımızın yalnızca %20’si kadarıdır.
  • Vaktimizin %80’i, tanıdıklarımızın yalnızca %20’siyle geçer.
  • Türkiye’deki yayınların %80’i, üniversitelerin % 20’si tarafından yapılıyor.
  • Nobel ödüllerinin % 86’sını, ülkelerin %20’si kazanıyor.
  • Bağışların %80 ’i toplumun %20’si tarafından yapılır.
  • Trafik kazalarının %80 ‘i sürücülerin %20’sinden kaynaklanır.
  • Dünya servetinin %86 ‘sı toplumun %8 ‘inin elindedir.
  • Microsoft en fazla raporlanan hataların %20’sini çözerek, çökmelerin %80’inin engellenmesinin mümkün olduğunu belirtmiş.

Son örneğimi bu ilkeyi şirketleri bazında kullanan ve ekonomi noktasında bize vermiş olduğu çıkarım ile şaşırtan bir şekilde tamamlamak istiyorum. Bir şirket mal varlığının %80’ini pazarda var olan olan müşterilinin yalnızca %20’sinden kazanmaktadır. Yani biz doğru müşteriyi elimizde tutup memnuniyetini sağlarsak aslında mal varlığımızın %80’inini koruma altına almış oluyoruz.

Peki Oran Her Zaman Sabit Mi?

Elbette ki bu noktada cevabımız hayır olacaktır. Sayılar, olaylar ya da konular her daim değişiklik gösterebilir. Nitekim bu kuram özelinde de 85–15/ 90–10/ 95–5/75-25 gibi çok farklı oransal karşılaştırmalar mevcut. Teorimize baktığımızda neden ve sonuçlar arasındaki dengesiz orantı her daim kaçınılmazdır. Odaklanmış olduğumuz prensibin mantalitesi her daim aynı. Gerçekleştirecek olduğunuz projeler, girecek olduğunuz sınavlar ya da hazırlanmış , emek vermiş olduğunuz tüm o süreçler, sonucun yalnızca %20’si.

Bizler bu yazımızı hazırlarken var olan örnekler üzerinde durarak bu kuralı sizlere daha iyi benimsetmeyi amaçladık fakat yazımızın sonuna geldiğimizde görüyoruz ki aslında hayatımızın her anında bu dengesiz oranlaşma mevcut. Peki bizler ne yapabiliriz de bu kuralı en iyi şekilde kullanabiliriz noktasında ise mantıklı bir analiz sanıyorum ki bu kuralı uygulama noktasında büyük bir önem taşımaktadır. Zamanınızın en kritik anları, bir projede aktarılmak istenen ya da başarılmak istenen en önemli nokta, ödevleri yaparken araştırılması gereken temel bilgi… Bu örnekler her alanda farklılaşarak arttırılmaya devam ederken hayatınızdaki en önemli %20′ ye odaklanmayı unutmayın. Sağlıcakla kalın.

Author

Yorum Yap